Depremden sonra Malatya’da en çok duyduğumuz cümlelerden biri şu oldu: “Şehir yeniden ayağa kalkıyor.”
Gerçekten de öyle. Yeni konutlar yükseliyor, anahtar teslimleri yapılıyor, rezerv alanlarda çalışmalar sürüyor, çarşı merkezinde yeni iş yerleri ortaya çıkıyor. Kâğıt üzerinde bakıldığında Malatya’da büyük bir dönüşüm yaşanıyor.
Ama vatandaşın günlük hayatına baktığımızda başka bir tablo görüyoruz.
Çünkü Malatya’da artık mesele sadece bina yapmak değil, o binaların içinde insanların yaşayabileceği bir düzen kurmaktır.
Bugün Zaviye Mahallesi’nde insanlar evlerine kavuşuyor ama Tevfik Temelli Caddesi hâlâ tam anlamıyla kullanılamıyor. Yol problemi devam ettiği için insanlar taşınırken, işe giderken, çocuklarını okula götürürken ciddi sıkıntılar yaşıyor.
Çavuşoğlu Mahallesi’nde, özellikle Salköprü tarafında yeni yapılar yükseliyor ama çevresinde hâlâ toz, çamur ve ağır tonajlı araç trafiği var. Hidayet Mahallesi’nde, Tandoğan Mahallesi’nde, Göztepe Mahallesi’nde, Yıldıztepe Mahallesi’nde benzer sorunlar yaşanıyor. İnsanlar sadece bina istemiyor. İnsanlar asfalt istiyor, kaldırım istiyor, otopark istiyor, düzenli trafik istiyor.
Bugün Malatya’da birçok insanın günlük hayatı sabah evden çıkıp çukurlarla mücadele ederek başlıyor.
Yollar kazılmış, kapatılmış, bozulmuş. Bir yerde altyapı çalışması var, başka bir yerde hafriyat kamyonları yolu kapatıyor. Şehir merkezinde yarım saatlik yol bazen bir saati buluyor. İnsanlar işine geç kalıyor, çocuklar okula geç kalıyor, esnaf dükkânını geç açıyor.
Daha da kötüsü, insanlar artık sanayiye gitmeyi normal görmeye başladı. Çünkü her ay bir ön takım yaptıran, amortisör değiştiren, lastik patlatan yüzlerce vatandaş var. Malatya’da araç kullanmak artık ulaşım değil, resmen sabır sınavı haline geldi.
Bir tarafta çukurlar, diğer tarafta radarlar…
Her köşe başında trafik cezası, plaka denetimi, ekran görüşü engelliyor tartışmaları var. Ama kimse dönüp de “Bu yolların hali ne olacak?” diye sormuyor.
Vatandaş artık ceza yemekten çok çukura düşmekten korkuyor.
Bir başka problem ise çarşı merkezindeki iş yerleri. Yeni dükkânlar teslim ediliyor ama kiralar öyle yüksek ki birçok esnaf konteynerde kalmayı tercih ediyor. Çünkü yeni yerde dükkân açmanın maliyeti çok ağır. Birçok yerde dükkân var ama ticaret yok. Bina var ama hayat yok.
Oysa şehir dediğimiz şey sadece duvarlardan ibaret değildir.
Şehir; yoluyla, kaldırımıyla, parkıyla, ışığıyla, trafiğiyle, esnafıyla, insanıyla yaşar.
Malatya’nın bugün ihtiyacı olan şey sadece anahtar teslim törenleri değildir. İnsanların günlük hayatını kolaylaştıracak gerçek çözümlerdir.
Çünkü insanlar artık maket görmek istemiyor.
İnsanlar evine giderken çamura basmak istemiyor.
İnsanlar dükkân açtığında müşteri gelsin istiyor.
İnsanlar çocuklarını tozun toprağın içinde değil, düzenli sokaklarda büyütmek istiyor.
Malatya yeniden ayağa kalkacaksa, bu sadece bina yapmakla değil, yaşanabilir bir şehir kurmakla olacaktır.





