6 Şubat’ta saat durdu. Takvim yaprakları yırtılmadı; yüreğimiz yırtıldı.
O sabah Malatya’da kimse aslında uyanmadı. Uyananlar, bambaşka bir hayata gözlerini açtı. Çünkü o gün sadece binalar yıkılmadı. O gün hatıralar, alışkanlıklar, sesler, sofralar, dualar enkazın altında kaldı.
Bir apartmanın altında kalan beton değildi. Bir annenin duasıydı. Bir babanın emeğiydi. Bir çocuğun oyuncağıydı. Bir ailenin yıllarca kurduğu hayattı.
O gün şunu öğrendik:
Acının sayısı olmaz.
Kimse net bir rakam veremedi. Çünkü o kayıp, istatistikle anlatılacak bir kayıp değildi. O acı, rakam değil, insandı.
Malatya’yı bilen bilir… Kayısının kokusuyla anılır. Komşuluğuyla bilinir. Kapıyı çalmadan girilen evleri, “Gel hele bi çay içek” denilen sofraları vardır. Sokaklarında çocuk sesleri yankılanırdı.
6 Şubat sabahı o sokaklarda sessizlik yankılandı.
Ama o sessizlik çok uzun sürmedi.
Çünkü enkaz başında birbirini tanımayan insanlar, aynı aile gibi ağladı. Aynı ateşin başında ısındı. Aynı umuda tutundu. Her çadırın içinde sabır büyüdü. Her gözyaşının arkasında aynı cümle vardı: “Biz burdayık.”
O gün anladık ki Malatya sadece bir şehir değildir.
Malatya; paylaşmaktır. Komşuluktur. Yarayı birlikte sarmaktır. Ekmeği bölüşmektir. Yıkılsa da dimdik durmaktır.
6 Şubat bize şunu öğretti: Bu şehrin asıl gücü betonarme binaları değil, insanıdır.
Biz Malatya’yı kaybetmedik. Malatya, enkazın altından kalkıp ayağa dikildi. Çünkü bu şehir sadece kayısıyla değil, yüreğiyle bereketlidir.
Bugün geriye dönüp baktığımızda sayılar yok aklımızda. İsimler var. Yüzler var. Sesler var.
Ve hepimizin içinde yankılanan o cümle:
“Biz çok şey kaybettik… ama birbirimizi kaybetmedik.”
6 Şubat artık bir tarih değil. Bir yara. Bir hafıza. Bir söz.
Unutmamak için. Unutturmamak için. Ve yeniden ayağa kalkmanın ne demek olduğunu göstermek için…
Malatya’nın değeri toprağında değil, insanındadır. Ve o insan hâlâ burada.
Yaralı, ama ayakta.
Eksik, ama dimdik.
Sessiz, ama unutmayacak kadar güçlü.
Bu süreçte Malatya’nın elinden tutan, enkaz başında bekleyen, çadır gönderen, soba yakan, ekmek getiren, bir tas çorbayı paylaşan Türkiye’nin dört bir yanındaki tüm insanlara minnet borçluyuz.
Ve o gün aramızdan ayrılan canlarımıza Rabbimden rahmet diliyoruz.
Biz 6 Şubat’ı sayılarla değil, yüreğimizle hatırlıyoruz.





Kaleminize yüreğinize sağlık