Malatya’yı bugün konuşurken çoğu zaman rakamlar, binalar ve projeler üzerinden gidiyoruz.
Oysa bu şehri asıl anlatan şey, insanının kalbidir.
Malatya insanı sert görünür ama iyi niyetlidir.
Çabuk sinirlenir gibi durur ama çabuk da merhamet eder.
Yardım isterken değil, yardıma koşarken görürsünüz.
Son zamanlarda “Malatya sinirli bir şehir oldu” gibi tanımlar duyuyoruz.
Evet, insanlar daha gergin.
Ama bu, kötü olduklarından değil; yorulduklarından.
Bu şehir çok şey yaşadı.
Deprem yaşadı.
Ekonomik sıkıntılar yaşadı.
Belirsizlik yaşadı.
Ve bütün bunlar, insanların ruhunda iz bıraktı.
Mahalle kültürü eskisi kadar güçlü değil.
Eskiden kapılar daha çok çalınırdı, şimdi herkes biraz içine kapandı.
Bu da insanların birbirini yanlış anlamasına yol açıyor.
Bir de son yıllarda Malatya’nın demografik yapısı değişti.
Şehir göç aldı.
Bu göç, yeterince yönetilemedi.
Yeni gelen insanlarla Malatyalılar arasında doğal bir uyum süreci oluşamadı.
Bu durum bazı mahallelerde huzursuzluk hissini artırdı.
Ama bu, Malatya insanının kötüleştiği anlamına gelmez.
Aksine, alışmaya çalışan bir şehir var karşımızda.
Gençler de bu sürecin en hassas tarafı.
İş bulma kaygısı, gelecek endişesi, tutunma çabası…
Bunlar gençleri daha sessiz, daha kırılgan hale getiriyor.
Son yıllarda yaşanan intihar vakaları hepimizi derinden üzüyor.
Bunları sadece bireysel acılar olarak değil, toplumsal bir hassasiyet olarak görmek gerekiyor.
Sosyal medyada Malatya’nın “en sinirli şehir” olarak anılması da aslında bir çelişkiyi gösteriyor.
Çünkü bu şehirde insanlar sinirliyken bile vicdanını kaybetmiyor.
Öfke, çoğu zaman çaresizlikten doğuyor.
Malatya’nın hâlâ güçlü bir yanı var:
Dayanışma kültürü.
Zor zamanda birbirine sahip çıkan,
acıyı paylaşan,
yardımı gizlice yapan bir şehir burası.
Bu yüzden Malatya’yı yeniden yaşanır bir şehir yapmak zor değil.
Yeter ki insanı merkeze alalım.
Mahalleleri yeniden canlandıralım.
Gençlere alan açalım.
Ruh sağlığını önemseyelim.
Yeni gelen insanlarla Malatyalıları buluşturacak sosyal ortamlar kuralım.
Malatya’nın ihtiyacı sert eleştiriler değil,
anlaşılmak ve onarılmak.
Bu şehrin kalbi hâlâ güzel.
Biraz yorgun, biraz kırgın…
Ama hâlâ umutlu.





Harika bi insansınız. Duygularımıza tercüman oldunuz.
Rabbim başımızdan eksik etmesin seni aslan abimm