Ramazan ayı sofraları büyütür. Tabakları, sesleri, telaşı… Ama bazı boşluklar vardır ki hiçbir kalabalık dolduramaz.
Çünkü herkes gelmez.
Her iftar sofrasında görünmeyen misafirler vardır. Bir zamanlar o sandalyede oturan, bardak uzatan, dua başlatan insanlar… Artık yokturlar. Ama yerleri hâlâ doluymuş gibi korunur.
Benim için o sandalyede Vahdettin amcam oturur.
İftar sofralarında ayranın başına geçerdi. Önünde koca bir sürahi olurdu. Ama kendisi için doldurmazdı o ayranı. Bardakları tek tek gezdirir, herkese eşit olsun diye dikkat eder, “yetiyor mu?” diye sorardı.
Kimse eksik kalmasın isterdi.
Bazen ayran az gelirdi. İşte o zaman sessizce kalkar, sürahiye biraz su eklerdi. Kimseyi mahrum bırakmamak için… Kimse “bana yetmedi” demesin diye… Belki tadı değişirdi ama niyeti hiç değişmezdi.
O sofrada kimsenin susuz kalmaması, onun kendi susuzluğundan daha önemliydi.
Şimdi ayran yine var. Sürahi yine dolu.
Ama o yok.
Ve insan o zaman anlıyor:
Bazı insanlar sadece bir sandalyeyi değil, sofranın vicdanını doldurur.
Kalabalık, eksikliği gizlemez. Aksine büyütür. Eskiden fark edilmeyen küçük hareketler, yoklukta devleşir. Birinin beklemesi, birinin paylaştırması, birinin herkesi düşünmesi… İşte sofrayı sofraya çeviren bunlardır.
Ramazan, hatıraların en çok konuştuğu aydır. Aynı yemekler yapılır, aynı saat beklenir, aynı dua edilir… Ama eksik olan ses kendini hemen belli eder.
Bazı sandalyeler yalnızca bir kişiye aittir.
Ramazan sofraları bu yüzden hem en sıcak hem en hüzünlü yerlerdir. Kahkahaların arasında bir anlık sessizlik olur ya… İşte o an, eksik olanın kendini hatırlattığı andır.
Belki de en ağır misafir, boş kalan sandalyedir.
Bu ay bize sadece açlığı değil, faniliği de hatırlatır. Her yıl aynı masaya oturacağımızın garantisi yoktur. Bu yüzden en büyük zenginlik sofranın büyüklüğü değil, etrafındaki insanlardır.
Bir gün o sandalyelerden biri de bizim için boş kalacak.
O zaman geriye ne kalacak?
Ne kadar yediğimiz değil, kimlerle oturduğumuz…
Ne kadar konuştuğumuz değil, kimi düşündüğümüz…
Ne kadar kalabalık olduğumuz değil, kimleri özlediğimiz…
Ramazan, eksikleri görünür kılan aydır.
Ve bazı yokluklar, hiçbir kalabalıkla dolmaz.




