Takvimlere bakarsanız deprem bitmiş.Ama Malatya’da, Hatay’da, Adıyaman’da hayat hâlâ yerin altında.Mücbir sebep uzatılmadı.Vergi borçları aynen duruyor.Faizler, cezalar, yükümlülükler kaldığı yerden devam ediyor.Şimdi soralım açık açık:
Deprem gerçekten bitti mi, yoksa sadece kâğıt üzerinde mi bitti?
Masadan konuşanlarla enkazda yaşayanlar
Ankara’dan bakınca her şey “normalleşiyor” gibi görünebilir.
Ama sahada durum bambaşka.Dükkanı yıkılmış, konteynerde iş yapmaya çalışan esnaf, makinesi enkazdan çıkamayan sanayici, müşterisi başka şehre göçmüş küçük işletmeler…
Bunlara “normalleşin” demek, masadan konuşmaktır.Normalleşme, hayatın gerçekten dönmesiyle olur; tahsilat planı yapmakla değil.Vergiyi silmediniz, bari krediyi silin. Bakın kimse devletten mucize istemiyor.Ama makul bir talep var çünkü vergiler silinmedi, borçlar hafifletilmedi, faizler düşürülmedi.
Peki o zaman şunu yapın deprem kredilerini silin.Bu krediler yatırım için alınmadı.Bu krediler kâr için kullanılmadı.Bu krediler ayakta kalmak için alındı.Bugün bu krediler işletmelerin belini büküyor, esnafı kepenk kapatmaya zorluyor ve genç girişimciyi şehri terk etmeye itiyor.
Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun çağrısı bir şehrin sesidir. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun dile getirdiği çağrı, bireysel bir serzeniş değildir.Bu çağrı popülizm değil, siyaset değil ve bahane hiç değil. Bu çağrı, deprem bölgesinde ayakta kalmaya çalışan binlerce insanın ortak sesidir.
Deprem bölgesini ayağa kaldırmak istiyorsanız:
Dosyalara değil, sokağa bakın
Rakamları değil, insanları dinleyin
Tahsilatı değil, yaşamı önceleyin
Deprem bölgesinde işletmeler kapanırsa:
Vergi de toplanmaz
İstihdam da kalmaz
Umut da biter
Bugün yapılmayan her kolaylık, yarın devlete daha büyük bir yük olarak geri döner.
Mücbir sebep bitmiş olabilir.
Ama bu şehirlerde enkaz hâlâ duruyor.
Bunu görmeyenler, yarın bu sessiz çöküşün hesabını vermek zorunda kalır.




