Türkiye’de artık ekonomik gündem sürekli yeni bir yapılandırma haberiyle şekilleniyor. Vergi borçları yapılandırılıyor, kredi borçları erteleniyor, şimdi de SGK borçlarının taksit süresinin 72 aya çıkarılması konuşuluyor. İlk bakışta olumlu bir adım gibi görünüyor. Çünkü gerçekten de piyasada ciddi bir nakit sıkışıklığı var. İşletmeler nefes alamıyor. Özellikle üretim yapan, personel çalıştıran firmalar her ay maaş, kira, enerji, vergi ve SGK yükü altında ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Ama burada kimsenin yüksek sesle sormadığı bir soru var:
İnsanlar neden artık borçlarını normal şekilde ödeyemiyor?
Bugün mesele borcunu ödemek istemeyen işletmeler değil. Mesele, ödeme gücü her geçen gün biraz daha eriyen bir ekonomi gerçeği. Özellikle deprem bölgelerinde durum çok daha ağır. Malatya’da hâlâ birçok esnaf konteynerde ticaret yapmaya çalışıyor. Şehrin önemli bölümü hâlâ şantiye görüntüsünde. İnsanlar işini kaybetti, müşteri kaybetti, sermayesini kaybetti. Böyle bir ortamda SGK primlerinin düzenli ödenmesini beklemek sahadaki gerçeği görmemektir.
72 ay taksit elbette kısa vadede bir rahatlama sağlayacaktır. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için zaman kazandıracaktır. Teminatsız tecil limitinin yükseltilmesi de piyasaya bir nebze nefes aldırabilir. Çünkü bugün birçok firma bankaya ipotek verecek gücü bile kaybetmiş durumda. Belediyelerin ve belediye şirketlerinin bile ciddi SGK yükü altında olduğu bir dönemde yaşıyoruz.
Ancak burada asıl sorun şu:
Borçlar azalmak yerine sürekli erteleniyor.
Yani ekonomi kendi doğal döngüsüyle toparlanamıyor. Devlet sürekli yeni bir yapılandırma mekanizması açmak zorunda kalıyor. Çünkü sistem üretenden daha fazla yük talep ediyor. Elektrik zamları, yüksek faiz ortamı, finansmana erişim sorunu, artan personel maliyetleri derken işletmeler artık büyümeyi değil, sadece ayakta kalmayı hedefliyor.
Üstelik bu düzenleme bir af da değil. Borç silinmiyor. Sadece vadeye yayılıyor. Faiz işlemeye devam ediyor. Yani insanlar bugün kurtulmuyor; sadece geleceğe ötelenmiş bir yükün altına giriyor.
Asıl tehlike de burada başlıyor.
Bir ekonomi sürekli yapılandırma konuşuyorsa, orada sorun sadece borç değildir. Sorun; üretim düzeninin bozulması, piyasanın nakit üretememesi ve güven ortamının zayıflamasıdır. Güven kaybolduğunda yatırım olmaz. Yatırım olmayınca üretim düşer. Üretim düşünce vergi de toplanamaz, SGK primi de tahsil edilemez.
Sonuçta devlet vadeyi uzatır.
İşletme borcu erteler.
Ama gerçek sorun yerinde kalır.
Türkiye’nin artık sadece borç yapılandıran değil, üretimi yeniden ayağa kaldıran bir ekonomik modele ihtiyacı var. Çünkü bugün 72 ay konuşuluyor.
Yarın aynı sistem devam ederse 120 ayı konuşmak zorunda kalabiliriz.






Şuan vergi dairelerinin uyguladığı faiz oranı çok yüksek. Bankadan kredi çekip vergi borcunu ödemek daha avantajlı duruma geldi malesef. Banka devletten daha az faiz uyguluyor. Hastahane gibi önem arz eden sanayiyi bile yapamadı sanayi esnafını dağıttı , çoğu kapatmak zorunda kaldı. Çarşı esnafı zaten yok oldu ayakta duran da çarşı merkeze yapılan dükkanlara milyon milyon kira vermek zorunda kalacak. Buda fiyatlara yansıyıp tüketiciyi ciddi bir şekilde etkileyecek.