Deprem bölgesinde gazeteci olmak…
Yıkılmış bir şehirde kalemi eline almak…
Tozun, enkazın, gözyaşının ortasında haber yazmak…
Kolay değildir.
Bir yandan kendi acını, kaybını, korkunu içine gömersin;
diğer yandan telefonun hiç susmaz.
Elektrik yoktur.
Su yoktur.
Yol yoktur.
İşsizlik vardır.
Eğitim sorunu vardır.
Servis yoktur, toplu taşıma aksar.
Güvenlik kaygısı vardır.
Ekonomi daralmıştır.
Fiyatlar dengesizdir.
Uyuşturucu kapıdadır.
Düğün dernek borca batmıştır.
Kısacası bir şehirde akla gelebilecek her mesele bir telefona bakar.
O telefon çoğu zaman gazetecinin telefonudur.
Çünkü insanlar sizi yalnızca haber yapan biri olarak görmez.
Sizi kamuyla aralarında bir köprü olarak görür.
Çözemedikleri sorunları size anlatır,
seslerini duyurmanızı isterler.
“Yaz gazeteci” derler.
“Bizim elleri nasır tutmuş emekçileri de yaz” derler.
Öğretmeni yaz.
Öğrenciyi yaz.
İşçiyi yaz.
İşsizi yaz.
Çiftçiyi yaz.
Tarımı yaz.
Esnafı yaz.
Ekonomiyi yaz.
Siyaseti yaz.
Yanlışı yaz.
Doğruyu yaz.
Adaleti yaz.
Adaletsizliği yaz.
Kısacası herkesi, her şeyi yaz.
Bir beklenti vardır:
Gazeteci her şeyi bilsin.
Her konuda söz söylesin.
Her soruna çözüm bulsun.
Oysa gazeteci de insandır.
Onun da düşünceleri vardır.
Onun da geçim derdi vardır.
Onun da yıkılmış bir şehirde ayakta kalma mücadelesi vardır.
Ama gazetecinin sorunu çoğu zaman görünmez.
Çünkü sorumluluğu daha büyüktür.
Kendi derdini bir kenara koyup kamu adına konuşur.
Eleştirisini kamu adına yapar.
Haberini kamu adına yazar.
Tavrını kamu adına koyar.
Gazetecilik bir meslekten önce bir ahlaktır.
Doğruyu yazmak zorundasınız.
Objektif olmak zorundasınız.
Tarafsız olmak zorundasınız.
Çünkü gazeteci bu ülkede ilk beş güç arasında sayılır.
Ama o gücü doğru kullanmak da bizim sorumluluğumuzdur.
Kalem bir silah değil;
bir vicdan olmalıdır.
Bugün yazılı basın teknoloji karşısında her geçen gün eriyor.
Dijital savaşların ortasında ayakta kalmaya çalışan gazeteler
var olma ya da yok olma mücadelesi veriyor.
Yazılı basının neredeyse tek geçim kaynağı reklama dönüşmüş durumda.
Buna rağmen bir gazete hâlâ bir ülkenin demokrasisidir.
Gazete susarsa, şehir susar.
Gazete susarsa, sorun görünmez olur.
Gazete susarsa, demokrasi eksilir.
Bu yüzden unutmayın:
Gazeteciler de insan.
Onları yargılarken hangi şartlarda çalıştıklarını hatırlayın.
Enkazın ortasında, belirsizliğin içinde, ekonomik darboğazda
ayakta kalmaya çalıştıklarını unutmayın.
Ve yine de…
Yaz gazeteci yaz.
Emekçiyi yaz.
Öğretmeni, öğrenciyi yaz.
İşçiyi, işsizi yaz.
Çiftçiyi, üretimi yaz.
Ekonomiyi, borsayı yaz.
Siyaseti yaz.
Yanlışı yaz, doğruyu yaz.
Adaleti yaz, adaletsizliği yaz.
Gerekirse kendini unut ama yaz gazeteci…
Çünkü sen yazdıkça bu şehir nefes alacak.
Sen yazdıkça insanlar yalnız olmadığını hissedecek.
Sen yazdıkça demokrasi yaşayacak.





Yaz yaz Yaz Malatya da oda başkanlarını Yaz 6 Vekil li yaz