Demokrasi, halkın iradesinin temsilcileri aracılığıyla yönetime katılmasını esas alır ve seçimler de bu iradenin tecelli ettiği yegâne araçlardır. Ancak, halk tarafından seçilmiş belediye başkanlarının kayyum atanarak görevden alınması, demokrasiyi derinden yaralayan bir uygulamadır. Halkın oylarıyla iş başına gelen bir belediye başkanının, herhangi bir suç isnadıyla karşılaşsa dahi, mahkeme kararı kesinleşene kadar masumiyet ilkesine tabi olduğu unutulmamalıdır. Seçimle gelen başkanların, sadece yargı süreci sonunda suçları kesinleşirse görevden alınmaları demokratik hukuk devleti ilkesinin gereğidir.
Böyle bir durumda, görevden alınan belediye başkanlarının yerine, belediye meclisi içinden bir isim seçilmesi en doğru, en adil ve en demokratik yöntemdir. Zira belediye meclisi de halkın iradesini temsil eden seçilmiş üyelerden oluşur. Bu şekilde, halkın oyuyla göreve gelen bir başkanın yokluğunda bile demokrasi işleyişini sürdürebilir.
Örneğin, Esenyurt'ta atanmış bir kayyumun belediye meclis üyelerini bile tanımaması, onları belediye binasına sokmaması gibi antidemokratik olaylar, toplumda ciddi tepkilere neden olmaktadır. Bu tür uygulamaların önüne geçmek ve demokrasiyi korumak adına, meclis üyelerinin kendi aralarından bir başkan seçmesi, en doğru yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. 2024 yılında, hâlâ halkın iradesiyle seçilenleri görevden alıp yerine atanmış kişileri getirmek, demokrasiye ve halkın iradesini tanımamak anlamına gelmektedir.
Bugün Avrupa’da herhangi bir yere gittiğimizde, karşımıza kayyum uygulamalarına dair eleştiriler çıkmaktadır. Adaletin zayıfladığı bir ortamda yabancı yatırımcılar da güven kaybı yaşamaktadır. Ülkemizin ekonomik durumu her geçen gün giderek daha kötüye giderken, halkın iradesiyle seçilmiş yöneticilerin kayyumlarca değiştirilmesi, tepkileri daha da artırmaktadır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin devreye girmesiyle birlikte, ülkede demokrasi algısı olumsuz etkilenmiş, kayyum uygulamaları bu etkiyi daha da derinleştirmiştir.
Kayyumlar, hak etmedikleri bir pozisyonda görev alarak, alın teriyle kazanılmayan bu maaşları evlerine götürmektedirler. Bu durum, vicdanlarda derin bir yara açmaktadır. Çünkü halkın iradesiyle seçilmiş bir başkanın yerine atanmak, demokrasinin ruhuna aykırıdır. Bu uygulamaların adaletini vicdanlarda sorgulayanlar, bu yükün vebalini nasıl taşıyacaklar?
Kayyum uygulamaları değil, seçimle gelen başkanlar ve halkın iradesi, demokrasinin temel taşlarıdır. Suçlu olanları halk sandıkta cezalandırmalı, milletin iradesi ön planda tutulmalıdır. Demokrasinin temeli, kayyumlar değil, halkın iradesidir.






