Yerel yönetimler halkın en doğrudan temas ettiği kurumlar olsa da, son yıllarda Malatya’da belediyecilik anlayışı giderek “gizlilik perdesi” altına alınmış durumda. Bunun en çarpıcı örneği, neredeyse tüm ihalelerin belediye şirketleri üzerinden yürütülmesidir.
Kâğıt üzerinde kamuya ait olan bu şirketler, belediyenin yüklenmesi gereken işleri doğrudan alıyor, ardından da alt taşeronlara devrediyor. Bu süreçte, vatandaşın parası birden fazla el değiştiriyor; arada kimlerin kazanç sağladığı, hangi masrafların şişirildiği ise belirsizleşiyor. Sonuçta şeffaflıktan uzak, sorgulanamayan, denetlenmesi zor bir mali düzen ortaya çıkıyor.
Denetimden Kaçan Bir Sistem
Belediye meclisleri, plan ve bütçe komisyonları ya da Sayıştay raporları, çoğu zaman belediye şirketlerinin iç işleyişine dair sınırlı bilgi sunuyor. Bu şirketler adeta özel işletme gibi hareket ediyor; bilançoları, taşeron sözleşmeleri, harcama kalemleri kamuoyundan saklanıyor.
Böylece milyonlarca lira, halkın gözü önünden değil, şirketlerin gizli defterlerinden yönetiliyor.
Malatya’da yıllardır süren bu uygulama, kamu vicdanında haklı soruları doğuruyor:
• Neden her ihale belediye şirketine veriliyor?
• İşlerin taşerona devredilmesindeki kriter nedir?
• Şirketler üzerinden yaratılan bu sistem kimlere kazandırıyor, kimlerden çalıyor?
Kamu Zararının Sessiz Yolu
Halkın ödediği vergiler, asli amacı olan hizmet üretiminden koparıldığında, kamu zararı kaçınılmaz olur.
Şeffaflık ilkesinin uygulanmadığı her süreç, kaynakların verimli kullanılmadığını gösterir.
İşin en acı yanı ise, bu maliyetin doğrudan Malatyalının sırtına yüklenmesidir: eksik hizmet, kalitesiz altyapı, geciken projeler…
Şirketler üzerinden dönen bu karmaşık düzen, sadece bugünü değil, geleceği de ipotek altına alıyor. Çünkü borçlanan, bütçesi zayıflayan, hesap vermekten kaçan her belediye, aslında şehrin yarınlarını karartıyor.
Şeffaflık Bir Lütuf Değil, Zorunluluktur
Unutulmamalıdır ki, belediye şirketlerinin denetlenmesi bir “tercih” değil, hukuki ve ahlaki bir zorunluluktur.
Her kuruşun nereden geldiğini, nereye gittiğini bilmek, vatandaşın en doğal hakkıdır.
Şeffaf olmayan hiçbir mali yapı uzun vadede ayakta kalamaz; çünkü şeffaflık olmadan güven inşa edilemez, güven olmadan da yönetim olmaz.
Bugün Malatya’nın ihtiyacı, süslü raporlardan veya gizlenmiş bilançolardan çok, açık hesap tablolarıdır.
İhalelerin kime, hangi bedelle verildiğini, şirketlerin hangi taşeronlarla nasıl çalıştığını her vatandaş birkaç tıkla görebilmelidir.
Son Söz
Gerçek belediyecilik, halkın parasını gizli şirket kasalarında değil, toplumun gözü önünde yönetebilmektir.
Eğer yerel yöneticiler gerçekten Malatya’nın geleceğini düşünüyorsa, ilk adımları şu olmalıdır:
• Belediye şirketlerinin tam denetimi,
• Tüm harcama kalemlerinin kamuoyuna açıklanması,
• Taşeron zincirinin ortadan kaldırılması.
Çünkü hesap verilmeyen yerde adalet olmaz. Adaletin olmadığı yerde ise halkın güveni asla geri kazanılamaz.
Malatya’nın yarınlarını kurtarmanın yolu, işte bu şeffaflıktan geçmektedir.





