"Depremi Fırsata Çeviremedik, Malatya'yı Yanlış Yerden Yeniden Kuruyorlar"

CHP Yeşilyurt Belediye Meclis Üyesi Gürsel Akgün ile Malatya'nın Kentsel Geleceği Üzerine yapmış olduğumuz röportajımız. 6 Şubat depremleri yalnızca binaları değil, şehirlerin hafızasını da yıktı. Malatya ise bu yıkımın en ağırını yaşayan illerden biri oldu. Ancak yıkımın üzerinden geçen zamanda, şehrin yeniden inşasında atılan adımlar tartışma yaratıyor.

Kentin kimliğini, dokusunu ve geleceğini konuşmak için bu kez hem bir şehir plancısı hem de siyasetçi kimliğiyle öne çıkan bir isimle, CHP Yeşilyurt Belediye Meclis Üyesi Gürsel Akgün ile bir araya geldik.
Akgün, deprem sonrası sürecin yanlış yönetildiğini, Malatya’nın “yeniden kurulurken bile yanlış yerden başladığını” belirtiyor.
“Depremi önleyemedik ama fırsata da çeviremedik. Malatya’nın planını Malatyalılar değil, bilmeyenler çizdi.”
diyen Akgün, hem çarşı projesini hem de kırsal konut politikalarını teknik bir gözle değerlendirirken, siyasi cesaretle de eleştiriyor.
Akgün, Malatya’nın deprem sonrası süreçte fırsatı kaçırdığını belirterek, “Depremi önleyemedik ama fırsata da çeviremedik” diyor.

“Malatya, Depremi Fırsata Çeviremedi”
Erdal: Gürsel Bey, öncelikle bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Sizi tanıyarak başlayalım, kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
Gürsel Akgün:
Erdal Bey hoş geldiniz. Ben 1970 Malatya Akçadağ doğumluyum. 1995 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden mezun oldum. 2000 yılından bu yana Malatya’da serbest şehir plancısı olarak çalışıyorum.
2023 seçimlerinde Yeşilyurt’ta Cumhuriyet Halk Partisi’nden belediye meclis üyesi seçildim. Aynı zamanda İmar Komisyonu üyesiyim, grup sözcülüğü ve grup başkanvekilliği görevlerini yürütüyorum.
Erdal: Şu anda görmüş olduğumuz çarşı projesi sizce Malatya’ya uygun mu? Depremi fırsata çevirebildik mi?
Gürsel Akgün:
6 Şubat depremleri 11 ili etkiledi ama yapı stokunun yok olması açısından bakarsak Malatya ikinci sıradadır. Birinci Hatay, ikinci Malatya, üçüncü Adıyaman, dördüncü Maraş diyebilirim.
Malatya şehir merkezini kaybetti; aktif ticaretin kalbi olan bölge yok oldu. Ancak bu süreç kentsel yenilenme açısından bir fırsata dönüştürülemedi.
Özellikle İnönü Caddesi, Akpınar, Turgut Temelli Caddesi gibi merkez alanlarda bir riskli alan ilan edilip bir mimara verildi. Oysa bu projeler Malatya’yı bilen şehir plancılarının, mimarların, mühendislerin yer aldığı bir konsorsiyumla yapılmalıydı. Ama yapılmadı.
Sonuçta ortaya çıkan proje, Malatya’nın dokusuna uymayan, adeta cezaevi avlularını andıran bir mimari anlayış oldu. Görsellerde gördüğümüz bloklar Malatya’nın ruhunu yansıtmıyor. İlk tepkiler de olumsuz.

“Bağımsız Bölümler Küçüldü, Esnaf Mağdur Olacak”
Sunumda 6400 bağımsız bölüm yapılacağı söylendi. Ancak benim kanaatim, bu sayı eskiye göre iki kat fazla. Bu da ticari birimlerin küçülmesine yol açtı.
Bazı dükkân girişlerinin kot farkı nedeniyle iki metreye kadar indiğini, merdivenli girişler yapıldığını gördük. Bu da ticari kullanıma elverişsiz bir yapılaşma anlamına geliyor.
Projeyi mevcut belediyelere fatura etmiyorum; bu tamamen merkezi otoritenin eliyle yürütülmüş bir süreçtir. Belediyeler devre dışı bırakıldı, “Biz biliriz, biz yaparız” anlayışı hâkim oldu.

“Malatya Gereksiz Yere Saçaklandı”
Deprem sonrası iki temel şey yapılmalıydı:
1- Ağır yıkım olan bölgeler rezerv alan ilan edilmeliydi.
2- Diğer bölgelerde yerinde dönüşüm uygulanmalıydı.
Ama bunun yerine Malatya, batı ve doğu koridorlarında TOKİ ve Emlak Konut aracılığıyla geniş bir alana yayıldı. Şehir gereksiz yere büyüdü.
Bence bu kadar büyük konut stoku Altay Kışlası dediğimiz yere yapılmalıydı. Hem şehir merkezine yakın hem ulaşımı kolay bir bölgeydi.
Battalgazi’de yapılan alanlar nispeten daha uygun. Ancak öncelik yerinde dönüşüme verilmeliydi. Şimdi köy konutları 5-5,5 milyon liraya mal oluyor ama yerinde dönüşüm için 1,5 milyon destek veriliyor. Bu ciddi bir dengesizliktir.

“Kırsal Konutlar Üreticiyi Üretimden Kopardı”
Kırsal bölgelerde yapılan konutlar, köy yaşamına ve üretim modeline uygun değil.
Evler mevcut köy merkezlerinden 15-20 km uzağa yapıldı. Çiftçiye yalnızca “al evini, yaşa” denildi.
Oysa yapılması gereken, çiftçinin alt katta ekipmanını koyabileceği, üst katta oturabileceği iki katlı yapılardı.
Bu hatalar çiftçiyi üretimden kopardı. Ayrıca altyapısı tamamlanmadan konutlar teslim edildi. Bu yüzden gelecekte bu bölgelerin “uydu kent” haline gelme riski çok yüksek.

“Depremi Önleyemedik Ama Fırsata da Çeviremedik”
Depremi elbette önleyemezdik, ama deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde ciddi bir planlama fırsatını da kaçırdık.
Malatya’nın 2040 projeksiyon nüfusu 1 milyon 160 bin olarak planlandı. Ama şu anda iki merkez ilçede bile 600 binin altındayız.
Malatya ne bir sanayi ne de bir sağlık şehri olabildi. Marka ürünümüz yalnızca kayısı. Nüfus da çevredeki büyük şehirlere kayıyor.
Yani bu kadar konut, nüfus artışı ve yatırım planlaması öngörüsüzce yapıldı.

“CHP Olarak Yerinde Dönüşüm Üzerinden Giderdik”
Erdal: Peki Veli Ağbaba büyükşehir belediye başkanı seçilseydi tablo farklı olur muydu?
Gürsel Akgün:
Kesinlikle farklı olurdu. Bizim seçim kampanyamızda rezerv alan ve yerinde dönüşüm iki temel başlıktı.
Yerinde dönüşümde verilen destek 1,5 milyon yerine 2,5-3 milyon lira olsaydı bugün dönüşümler tamamlanmış olurdu.
Şu anda yapılan konutların çoğu altyapıdan yoksun. Bazılarında kanalizasyon çalışmıyor, foseptik çukurlarla çözüm aranıyor.
Bu öngörüsüzlük Malatya’ya ciddi teknik ve sosyal sorunlar getirdi.

“Çelik Evler Malatya İklimine Uygun Değil”
Erdal: Kırsala yapılan çelik evler sizce karasal iklime uygun mu?
Gürsel Akgün:
Hayır, Malatya’nın iklimi çelik yapılar için uygun değil. Bu tür yapılar daha çok batıdaki ılıman bölgelerde kullanılabilir.
Malatya gibi kışları sert, yazları sıcak şehirlerde konforlu olmaz.

“Sosyal Konutlarda Komşuyu Seçemiyorsun”
Erdal: 81 ilde başlatılan sosyal konut projesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gürsel Akgün:
Sosyal konut elbette bir ihtiyaçtır. Ancak yer seçimi yine hatalı. İnsanlar yaşadıkları semti, çevresini, komşularını seçmek ister.
Şimdi kura sistemiyle insanları rastgele yerleştiriyorsunuz. “Ev alma, komşu al” der atalarımız. Bizim sistemde hem evi hem komşuyu bize verdiler.
Bu durum şehir kültürünü bozar. Sosyal konutlar da Altay Kışlası çevresine yapılmalıydı. Hem ulaşım hem sosyoekonomik yapı açısından uygun olurdu.

“Yeşilyurt Belediyesi’nde İncelenmeyen Çok Şey Var”
Erdal: Yeşilyurt Belediyesi’nin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gürsel Akgün:
Bir önceki başkan döneminde Yeşilyurt Belediyesi ciddi sıkıntılar yaşadı.
Gri pasaport olayı zaten tüm dünyada biliniyor. Ayrıca belediyenin beton santralinin başkanın yeğeninin firmanın başına verilmesi gibi etik dışı işler yapıldı.
Yeni yönetim maalesef bunların üzerine gitmedi. Oysa birçok konu soruşturulmaya muhtaç.
Beton kalitesi, asfalt ihaleleri, taşınmaz satışları, encümen kararlarıyla yapılan usulsüz işlemler…
Belediyenin birçok yerinde kamu zararı var ama ciddi bir müfettiş incelemesi yapılmadı.

“CHP’li Belediyelere Operasyonlar Politik”
Erdal: CHP’li belediyelere yapılan operasyonlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gürsel Akgün:
Ortada somut bir suç yok ama sürekli suç isnadı var. Amaç Cumhuriyet Halk Partisi’ni yıpratmak.
Ben 2026’da bir erken seçim bekliyorum. Cumhuriyet Halk Partisi şu anda Türkiye’nin birinci partisidir.
Belediyecilik bizim işimizdir. Sosyal demokrasinin temeli belediyeciliktir. Mansur başkanın dediği gibi, Melih Gökçek ve ailesi yargılanmadığı sürece adalet tesis edilmez. Elbette her kurumda çürük elmalar olabilir ama CHP’nin belediyecilik anlayışı şeffaf ve halk odaklıdır. Bu süreçten güçlenerek çıkacağız.

“Kayısı Malatya Ekonomisinin Kalbidir”
Erdal: Malatyalı hemşehrilerinize neler söylemek istersiniz?
Gürsel Akgün:
2023 depreminden sonra bir de zirai donla sarsıldık. Kayısı rekoltesi düştü, üretici ikinci bir darbe aldı.
Kayısı Malatya ekonomisinin yüzde 60-70’ini oluşturur.
Mücbir sebep süresinin uzatılması ve üreticiye verilen desteklerin bir an önce ödenmesi gerekiyor.
Malatya’nın yeniden ayağa kalkması için hem merkezi hükümetin hem de yerel yönetimlerin insan odaklı, üretim merkezli projeler üretmesi şart.
“Depremi önleyemezdik ama depremi fırsata da çeviremedik.
Malatya yeniden ayağa kalkacaksa bu, planlı, adil ve yerinde dönüşümle olacaktır.”  Röportaj: Erdal ÖZTÜRK