Adıyaman'dan Malatya'ya Uzanan Alın Teri Yolculuğu
"Bekle... Kar altında kalan buğday tanesi, yine onun sularıyla yeşereceksin. Gözyaşların çare değil, ağlama; büyü, başını dik tutabilirsen boy vereceksin..." Toprağa umutla bırakılan her buğday tanesi, kışın karı ve baharın yağmuruyla can buluyor. Önce filiz veriyor, ardından firik oluyor, yazın kavurucu güneşiyle olgunlaşıp sararıyor. Aylar süren sabrın ve emeğin ardından ise hasat zamanı geliyor. İşte bugün Malatya ovalarında biçerdöverlerin sesi yükseliyor, alın teri berekete dönüşüyor.
Malatya'da buğday ve arpa hasadı tüm hızıyla sürerken, bu bereketin arkasında görünmeyen büyük bir emek hikâyesi yatıyor. Adıyaman'dan Malatya'ya gelen Mikail ve Cihat Akdoğan kardeşler, hasat sezonu boyunca ailelerinden uzakta, ekmek parası kazanabilmek için gece gündüz demeden çalışıyor.
Aylar önce toprağa bırakılan buğday tohumları, karın ve yağmurun bereketli sularıyla filizlendi. Baharın gelişiyle boy veren başaklar, yaz mevsiminde olgunlaşarak altın sarısına büründü. Şimdi ise biçerdöverlerin tarlalara girmesiyle birlikte hasat zamanı yaşanıyor.
Kavurucu sıcaklara aldırış etmeden günün ilk ışıklarıyla tarlaya çıkan Mikail ve Cihat Akdoğan kardeşler ile ekipleri, büyük bir özveriyle çalışıyor. Güneşin altında saatlerce direksiyon başında kalan operatörler, ürünün en kısa sürede ve en az kayıpla hasat edilmesi için yoğun mesai harcıyor.
Yıllardır Malatya başta olmak üzere çevre illerde hasat sezonunda görev yapan Akdoğan kardeşler, hem işlerinin sorumluluğunu taşıyor hem de ailelerinden uzak kalmanın zorluğunu yaşıyor. Ancak tüm bu fedakârlıklara rağmen işlerini severek yaptıklarını ifade eden kardeşler, emeğin karşılığını alın teriyle kazanmaya devam ediyor.
Malatya'nın dört bir yanında biçerdöverleriyle karşılaşmanın mümkün olduğu Akdoğan kardeşler, hızları, disiplinli çalışmaları ve işlerine gösterdikleri özenle çiftçilerin de takdirini kazanıyor.
Tarlalarda yükselen biçerdöver sesleri, sadece bir hasadı değil, aylar süren emeğin, sabrın ve alın terinin karşılığını da simgeliyor. Çünkü toprağın bereketi, onu emekle işleyen insanların fedakârlığıyla anlam kazanıyor.
Gerçek şu ki; emek olmadan ekmek olmuyor. Hasat edilen her başakta, toprağın bereketi kadar, onu büyüten ve sofralara ulaştıran emekçilerin alın teri bulunuyor.
Haber: Erdal ÖZTÜRK